İletişimde İyi Niyet Neden Her Zaman İşe Yaramaz?
- Ender Ermiş

- 5 Oca
- 2 dakikada okunur
İletişimde çoğu insanın içten içe güvendiği bir cümle vardır:
“Benim niyetim iyiydi.”
Bu cümle, iyi niyetli olduğu kadar tehlikelidir de.
Çünkü iletişimde niyet, çoğu zaman sonucu belirlemez.
Sonucu belirleyen şey etkidir.
İyi niyet; söyleyenin iç dünyasına aittir. Etkisi ise karşı tarafın algısında şekillenir.
Ve işte tam bu noktada, birçok ilişki iş ilişkileri dahil kilitlenmeye başlar.
Doğru Cümle, Yanlış Zaman
Bazen doğru cümleler, yanlış yerde söylendiğinde ilişkiyi kilitler. Bu kilitlenme çoğu zaman fark edilmez çünkü söyleyen kişi şuna inanır:
“Doğruyu söyledim.”
“Haklıydım.”
“Yardım etmek istedim.”
İnsanlar doğrularla değil, hazır oldukları anlamlarla hareket eder.
Bir örnek düşünelim.
Yoğun baskı altında çalışan bir ekip üyesine, performans düşüklüğü yaşadığı bir günde şu cümleyi kurduğunu varsayalım:
“Bunu daha iyi yapabileceğini biliyorum.”
Cümle doğru.
Niyet iyi.
Ama zamanlama yanlış.
Karşı taraf bu cümleyi destek olarak değil, yetersizlik vurgusu olarak duyar. Çünkü zihni savunma modundadır.
İletişimde kilitlenme tam olarak burada başlar.
İyi Niyet Neden Yetmez?
Çünkü iletişim üç katmandan oluşur:
Söylenen cümle
Söylendiği bağlam
Karşı tarafın o anki psikolojik durumu
İyi niyet yalnızca birinci katmana aittir. Diğer iki katman hesaba katılmadığında, en düzgün cümle bile direnç üretir.
İş hayatında özellikle hukuk bürolarında ve çağrı merkezlerinde yönetici pozisyonlarında en sık gördüğüm tablo şudur:
“Ben doğruyu söyledim ama karşımdaki anlamadı.”
Evet, çünkü doğru her zaman uygun değildir.
İlişkiyi Kilitleyen 3 Yaygın Durum
1. Duygusal zemin hesaba katılmadığında
Karşındaki kişi öfkeli, kaygılı, yorgun ya da savunmadayken kurulan her “mantıklı” cümle, karşı tarafa mantık değil baskı gibi gelir.
2. Güven seviyesi oluşmadan açıklık beklendiğinde
Henüz ilişki derinliği oluşmamışken yapılan açık geri bildirimler, samimiyet değil tehdit algısı yaratır.
3. Zamanlama yanlış olduğunda
Aynı cümle, doğru anda söylendiğinde ilişkiyi açar; yanlış anda söylendiğinde kapatır. İletişimde “ne söylediğin” kadar “ne zaman söylediğin” de belirleyicidir.
İyi Niyet mi, İletişim Becerisi mi?
Burada kritik bir ayrım var. İyi niyet bir karakter özelliğidir.
Etkili iletişim ise bir beceridir.
Ve beceriler öğrenilir.
İyi niyetli olmak, iletişimde ustalaşmak için başlangıçtır ama yeterli değildir.
Ustalık; durumu okumayı, karşı tarafın hazır olup olmadığını anlamayı ve bazen doğru cümleyi erteleyebilmeyi gerektirir.
Bana göre iletişimde asıl güç, konuşmakta değil; konuşmamayı seçebilme cesaretinde gizlidir.
Ne Zaman Konuşmalı, Ne Zaman Beklemeli?
İletişimde kilitlenmemek için kendine şu üç soruyu sormak güçlü bir filtredir:
- Karşı taraf şu an duymaya hazır mı?
- Bu cümle şu an mı söylenmeli, yoksa sonra mı?
- Amacım rahatlamak mı, gerçekten ilişkiyi ilerletmek mi?
Bu sorular, iyi niyeti etkili iletişime dönüştürür.
Çünkü bazen en doğru cümle, henüz söylenmemiş olandır.
Sonuç:
İyi Niyet Yetmez, Bilinç Gerekir
İletişim; doğruyu söyleme yarışı değil, ilişkiyi yönetme sanatıdır.
İyi niyet bu sanatın ham maddesidir ama tek başına eser üretmez.
Eseri ortaya çıkaran şey; farkındalık, zamanlama ve karşı tarafın dünyasına saygıdır.
İletişimde ustalaşmak isteyen herkesin kabul etmesi gereken küçük ama güçlü bir gerçek var:
“Benim niyetim iyi” cümlesi, “İletişimim etkiliydi” anlamına gelmez.
İşte bu farkı görebilenler, ilişkilerinde ve iş hayatında gerçek dönüşümü yaşar.




Yorumlar