top of page

Etkili İletişimde Doğru Olmak Neden Yetmez?

Bir düşünce deneyi yapalım.


Bir toplantıdasın. Elinde veriler var, rakamlar net, mantık sağlam. Her şeyi doğru söylüyorsun. Ama odadaki herkes seni dinliyor gibi yapıp hiçbir şeyi duymuyor. Toplantı bitiyor, hiçbir şey değişmiyor.


Ne oldu burada?


Doğruluk, tek başına iletişim değildir


İletişimi genellikle bilgi aktarımı olarak tanımlarız.


"Doğru şeyi, doğru kişiye, doğru zamanda söyle" deriz.


Bu tarif kulağa mantıklı gelir ama eksiktir.

Çünkü insanlar bilgiyle değil, hisle harekete geçer.


Bir şeyi anlamak ile o şeyi hissetmek arasında dağlar kadar fark var.

Sen doğruyu söyleyebilirsin ama karşındaki kişi tehdit altında hissediyorsa, köşeye sıkıştırılmış gibi duruyorsa ya da seni zaten dinlememeye karar verdiyse, söylediklerinin doğruluğunun hiçbir önemi kalmaz.


Beyin gelen bilgiyi önce duygusal bir filtreden geçirir.


  • "Bu güvenli mi?''

  • ''Bu beni tehdit ediyor mu?''

  • ''Bu benim için mi?"


soruları yanıtlanmadan mantık kapısı açılmaz.




Eye-level view of a business meeting with a coach guiding a team
Kurum İçi İletişim

Gerçek hayattan bir örnek


Birkaç yıl önce çok yakın olduğum bir arkadaşımla ciddi bir sorun yaşadım.

Bana haksızlık ettiğini düşünüyordum ve bunu ona söylemeye karar verdim.


Elimde "kanıtlarım" vardı.

Olayların kronolojisi aklımda netleşmişti.

Haklıydım, en azından olgusal olarak.

Konuşmaya başladım.

Düzgün, sakin, mantıklı cümleler kurdum.

Ve tam ortasında arkadaşım kapandı.


Görebiliyordum bunu çünkü duruşu değişti, gözleri uzaklaştı.

Söylediklerimi duyuyordu ama artık dinlemiyordu.


Sonradan anladım: Ben "haklılığımı ispat etmeye" gelmiştim.

O ise kendini yargılanıyor hissetmişti.


Niyetim iletişim kurmaktı; ama yarattığım his, bir mahkeme salonuydu.

Beyin savunmaya geçtiğinde bilgi içeri giremez.


Haftalar sonra aynı konuyu, bu sefer "ne hissettiğimi" anlatarak açtım.

Hiç "sen şunu yaptın" demedim.

Sadece "ben şunu hissettim" dedim.

Konuşma tamamen farklı aktı.

Aynı bilgi, farklı bir bir şekilde sunulunca her şey değişmişti.


Duymak ile dinlemek farklı şeylerdir


Karşındaki seni duyabilir. Sesin kulağına ulaşıyordur ama dinlemeyebilir.

Dinlemek için şu anda olmak gerekir.

Şu anda olmak için güvende hissetmek gerekir.

Güvende hissetmek için...


İşte bu noktada iletişimin duygusal katmanı devreye girer.

Eğer birisi sana karşı savunmadaysa, ne kadar doğru konuşursan konuş, mesajın karşı kıyıya ulaşmaz.

Köprü kurulmadan bilgi geçmez.


Pratikte ne değiştirebilirsin?


Bunlar teorik değil, denenmiş küçük kaymalar:


1. "Sen" yerine "Ben" ile başla. "Sen beni dinlemiyorsun" yerine "Ben kendimi duyulmamış hissediyorum" de. Aynı mesaj, tamamen farklı bir kapı.


2. Konuşmadan önce bağlantı kur. Önemli bir şey söyleyeceksen, önce karşındakinin dünyasına bir adım at. Nasıl olduğunu sor — gerçekten. Savunma duvarları düşmeden bilgi içeri girmez.


3. Haklı olmayı değil, anlaşılmayı hedefle. "Bunu anlamasını sağlamalıyım" ile "O beni duymalı" farklı hedefler. İkincisi çok daha işe yarar çünkü karşındakini özne yapar, nesne değil.


4. Sessizliğe yer aç. Her şeyi doldurmak zorunda değilsin. Bazen bir şey söyledikten sonra beklemek, karşındakine "bunu sindirme alanı" verir. Acele cevap istemek kapanmaya davet çıkarmaktır.


5. Tonu içerikten önce ayarla. Söyleyeceğin şeyin içeriği hazırsa, bir adım geri çekil ve sor: "Bu tonda söylersem nasıl karşılanır?" Ton yanlışsa, içerik hiç dinlenmez.


Sonuç olarak;


İletişim sadece ne söylediğinle değil, nasıl hissettirdiğinle ilgilidir. Bilgi kapı açmaz — his açar. Doğru bilgiyi, doğru hisle çerçevelediğinde iletişim gerçekten çalışmaya başlar.


Şimdi sana sormak istiyorum:


Son zamanlarda doğru söylediğini ama karşı tarafın duymadığı bir an oldu mu?

O anda ne hissettirdin farkında olmadan?


Bazen başkasının cevabı, kendi iletişimimizin aynasına dönüşüyor.

Ve eğer bu yazı sana bir şey dokundurduysa, onu da duyulmayı hak eden birine ilet.


Close-up view of a coach writing on a whiteboard during a team session
Tahsilat Koçluğu Kayıtlarımız Devam Ediyor.




Yorumlar


bottom of page